Wikipedia

Arama sonuçları

28 Mart 2026 Cumartesi

Batı Sorunu

 

Batı Sorunu

Şaban Recai Öztürk 

 28 Mart 2026           http://srecaio.blogspot.com.tr


Doğu Sorunu-Eastern Question, 1700'lerin sonu ile 1900'lerin başı arasında, Hasta Adam Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmaasıyla ortaya çıkan uluslararası bir sorundur. Siyasal bir terim olarak, ilk kez 1815 Viyana Kongresi’nde kullanıldı.

Bazı tarihçilere göre Haçlı Seferleri'nde başlayan Doğu-Batı mücadelesinin son evresidir. Bazıları, Doğu Sorununun Osmanlı Türklerinin Avrupa'ya ayak basmasıyla başladığını öne sürer. Batı Hunlarının 5. yüzyılda Avrupa’yı ezmesi de konuşulur ama gerçekte Osmanlıların Rumeli’ye geçişinden Viyana kapılarına kadar ilerleyen fetihleri Doğu Sorununun ortaya çıkarmıştır. Bazıları Türklerin Avrupa’dan atılmasını ifade eder. Sorunu Doğu Akdeniz'in, Güneydoğu Anadolu'nun ve Mezopotamya'nın Musevilik ve Hristiyanlık için özel dini konumuna dayandıranlar da vardır. Doğu Sorununu Güney Asya'nın, Uzak Doğu'nun, Orta Doğu'nun paylaşılması, doğal ve enerji kaynaklarının sömürgeleştirilmesi olarak küresel boyutta tanımlayanlar da vardır.

Konuyu siyasal, ekonomik, sosyal ve askeri açılardan ele alır ve günümüze uzatırsak, hedefe ulaşılamadığını ama çabaların sürdüğünü görebiliriz. Uluslararası düzenin sarsıldığı, demokrasi ve insan haklarının yok sayıldığı, ABD-İsrail saldırılarının en son İran üzerinde yoğunlaştığı ve Türkiye'nin dış dinamiklerden doğrudan etkilendiği bir evrede, Doğu Sorununun tarihi gelişimini irdelemek uygundur.

Araplar Halife Osman döneminde fetihlere başladı. 3 ana kolu Afrika, Anadolu ve Asya idi. Osmanlı ise Avrupa egemenliğini neredeyse sabit fikir haline getirmişti. Bu, Cengiz Han'dan mirastı, dünyaya egemen olmanın hedefi Avrupa'ya ulaşmaktı. Osmanlı, yönetici elitini Balkanlar'dan devşiriyordu. Yavuz Sultan Selim'den sonra, Ortadoğu'yu kendi haline bırakmıştı. Kürtler dağlarında ve ovalarında özerk, Araplar çöllerinde durağan olarak yüzyıllarca yaşadı. Osmanlı İran'la Kasr-ı Şirin'e kadar çatıştı ve Orta Asya Müslümanları ve Türk dünyasıyla irtibatı koptu. Bu o kadar önemli değildi, zira temel hedef Avrupa idi.

Fatih Sultan Mehmet Peygamber'in hadisine uyarak, Arapların alamadığı İstanbul'u 1453’te fethetti, ama kızıl elması Roma idi. İstanbul’dan sonra, Roma’yı ve Vatikan’ı da egemenliği altına alıp, Avrupa’yı yönetmek ve bir dünya gücü olmak istemişti. Torunu Yavuz ve onun oğlu Kanuni, bunu İslam’ın kılıcı olarak, daha doğuya ve daha batıya götürdü. Hatta, bence, İran’daki Şii ve Türk kökenli Safevilerle çatışmak yerine, ittifak halinde yeterli güç toplanabilseydi, tüm Avrupa’yı ezip, İspanya’daki Müslüman Endülüs’le birleşmek bile gerçekleşebilirdi! Ama olmadı...

Kanuni Sultan Süleyman 1500’ler Avrupasında güç dengesi jeopolitiğinde büyük bir oyuncu idi. Avrupa’nın yayılmasına karşı, Avrupa’nın dengesizliği siyasetini ustaca yürüttü. Özellikle Roma Katolik kilisesi ve Habsburgların Kutsal Roma Germen (KRG) İmparatorluğunu dengesizleştirmeye çalıştı. Katoliklik ve Protestanlık mücadelesinde, Protestan ülkelere mali destek verdi. Bazı tarihçiler, Osmanlının desteği olmasaydı, Protestanlığın başarılı olamayacağını dahi ileri sürüyor. Fransa Kralı II. Henry, KRG İmparatoru V. Charles’e karşı Osmanlı ile ittifaka gerek duydu. Fransa ile ittifak Osmanlı Avrupa siyasetinin köşe taşıydı. Bu siyaset, KRG İmparatorluğundan dini farklılıkları da kullanarak bağımsızlık almaya çalışan Alman Protestan Prensliklerinin desteklenmesiyle paralel yürütüldü. Kanuni, Alman Protestan Prenslerini Papa’ya ve İmparatora karşı Fransa ile işbirliğine zorladı. Onları Osmanlının fetihlerine karşı güvenceye aldı. 1521 ve 1555 arasındaki Osmanlı baskısı KRG İmparatorunu Protestanlara tavize zorladı ve sonunda Protestanlık istemeyerek, fakat resmen tanındı. 1500’lerde Osmanlının haraca bağladığı Venedik, Polonya ve KRG İmparatorluğuna şekli bir bağımsızlık verdiğini, aynı durumun, Osmanlıdan ittifak ve yardım isteyen Fransa Kralı I. François için de geçerli olduğunu hatırlıyorum. Ancak Kanuni, Katolik tehdidi ve genişlemesini durdururken, istemeden, daha tehlikeli olacak, Osmanlının sonunu getirecek Protestanlığı ve kapitalist emperyalizmi cesaretlendirdiğini fark edememişti. Belki de Hürrem Sultan’ın gizli Yahudiliği Protestanlık yararına çalışmıştı (!).

Ama jeopolitik gözardı edilmişti. Batı, rönesans, reform, dünya çapında keşifler, sanat, ticaret, bilim, teknoloji ve sanayi devrimi aşamalarından geçiyordu. Askeri gücün niteliği değişiyordu.

16.yy.dan itibaren Avrasya’da Türk devletlerinin çekilmesi başladı. İlk çözülme Rusya’da oldu. Ruslar Korkunç (IV.ncü) İvan zamanında (1570) Kazan ve Astrahan’dan başlayarak Türk Hanlıklarını istila ettiler. Daha sonra Altınordu Devletini yendiler. İkinci çekilme Avrupa cephesinde başladı. 1492’de Endülüs Araplarının İspanya’dan kovulmasından sonra, sıra Osmanlıların Orta Avrupa ve Balkanlardan atılmasına geldi. 1579-1683 (Viyana Bozgunları), Duraklama Devri ve sonrasında Gerileme Devri... Son çekilme Hint cephesinde oldu. Timur ve Cengiz Han'a dayanan Babür İmparatorluğu (1526-1858) Avrupalılar Hindistan’a denizden ulaşınca geriledi ve tarihe karıştı.

İkinci Viyana Bozgunu ile Avrupa’nın Osmanlılara karşı savunma durumu sona erdi. Doğu Sorununun (Yeni Haçlı Seferlerinin) 1. aşaması bitti.

1815 Viyana Kongresi ile Avrupa haritasının düzenlenmesi ve Osmanlı topraklarının paylaşılması, yani Doğu Sorununun 2. aşaması başladı. 1920 Sevr Antlaşması ile Anadolu parçalandı ve işgal edildi. Doğu Sorununun 2. aşaması bitti derken bir sorun çıktı. Kurtuluş Savaşını kazanan Atatürk Türkiyesi araya girdi. 1923 Lozan Antlaşması ile, Kürdistan, Pontus ve Ermenistan kurdurulmadı ama Musul ve Kerkük petrolleri kurtarılamadı.

Doğu Sorununun 3. aşaması yine de başladı. Ancak, 1930’lardaki Hitler, Franko ve Mussolini faşizmine ve İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki Komünizme karşı mücadele eden Batı, 3. aşamayı biraz ertelemek zorunda kaldı.

1948'de kurulan İsrail devleti Batı'nın Ortadoğu'daki ileri karakolu yapıldı. Yahudilik Müslüman dünyanın sorunu haline getirildi. Avrupa bölgeyi ABD liderliğine bıraktı.

MOSSAD ve CIA, 1967 Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra, Kürtlerle ilişki kurdu. Para, silah ve diğer yardımlar yıllarca sürecekti. ABD, 1969'da Sovyetlere karşı İslamcı Yeşil Kuşakörgütledi. Ertesi yıl, Alparslan Türkeş Türkçülüğü İslam ile harmanladı. Necmettin Erbakan Milli Görüş’ün ilk partisi Milli Nizam Partisi’ni Nakşibendi-Nurcu-Kadiri ittifakıyla kurdu.

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile Türklerin ABD ve Batı'ya Kurtuluş Savaşı gibi yeniden meydan okuması Doğu Sorunu 3. aşamasında sorun yarattı. Ama gayretleri durdurmadı. Birkaç yıl içinde PKK kuruldu. Türkiye suikastlar, sağ-sol çatışmaları, Alevilerin katli, sıkıyönetim, ekonomik çöküş, siyasal çözümsüzlük dönemine sokuldu. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ABD'nin amacına uygun hukuki ve siyasi altyapısını hazırlamıştı: Yasaklar, sosyal hakların kısıtlanması, büyük sermayenin öne çıkarılması.

İran'daki Batı yanlısı Şahlık rejiminin 1979'daki çöküşü sonrasında ABD'nin Saddam'ı kışkırtması ile, 8 yıl süren Irak-İran savaşı, 3. aşamada denklemin girdilerini değiştirdi. Irak ABD'nin oyuna geldi. 1990'da Kuveyt'i işgal etti ama 1. Körfez Savaşı ile, 6 ay sonra geri çekilmek zorunda kaldı.

1983'te, Fırat Nehri üzerinde dünyanın 4. büyük barajı, Atatürk Barajının temelinin atılması Suriye ile sorunlara yol açtı. Suriye, PKK'ya her türlü lojistik, silah ve askeri eğitim desteği sağlamaya başladı. Türkiye önce Ermeni ASALA militanlarının Suriye'den çıkarılmasını istedi. ASALA 1984'te teröre son verdi ama bu kez PKK Eruh ve Şemdinli baskınları ile öne çıktı. İki yıl sonra, ABD Türkiye himayesinde Kürdistan planını Özal’a getirdi. Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Üruğ reddetti.

1990'larda, Batı’da Yahudi köktenciliği ile Hıristyan Siyonizminin birleşmesi olan Yeni Muhafazakârlık yükseldi. Sovyet sisteminin dağılmasının ardından Batı, sanayi çağını geride bıraktı, kendini bilgi çağında post-modern bir toplum olarak tanımladı.

Türkiye'de İslamcılık ve Kürtçülük canlandırıldı. Pontus gündemden düşmüştü. Artık, azınlık hakları, insan hakları ve demokrasi temaları işlenmeye başlanabilirdi. CIA yan kuruluşu RAND 1990 raporu ilginçti: İslamcı hareket yükselecektir ve ABD'ye zarar vermez. Kürt hareketi İslamcı hareketle birleşirse güçlenir. Militan Kürt gruplar Marksizm'den İslam’a yönelirlerse devlete karşı harekete geçer ve İslamcı hareket daha etkin olabilir.

Türk-İslam sentezini ve aşırı milliyetçiliği benimseyen Fethullah Gülen değişti, Nakşi şeyhi Esad Coşan gibi Amerikancı İslam Modelini savunmaya başladı. Türkiye'de 'Kürtlerin en büyük müttefiki İsrail'dir' diye yazılmaya başlandı. Siyasi hareket için HEP kuruldu.

Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Türkiye'yi ABD önderliğindeki Irak Savaşına plansız, hazırlıksız ve donanımsız olarak dahil etme kararı, Doğu Sorunu 3. aşamasında yine sorun yarattı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay istifa etti. Savaşa katılmayı önledi. Türk Silahlı Kuvvetleri direniyordu. ABD bu sorunu ceza ile halletmeliydi.

BM Güvenlik Konseyi’nin Müttefiklerin Irak’ta Kürtlere Güvenlikli Bölge kurmasını öngören 5 Nisan 1991 tarihli 688 sayılı kararı, 3. aşamada iyi bir gelişme idi. ABD ve İsrail, Türkler, Araplar ve İran arasına sokulacak güçü bir Kürt varlığına büyük önem veriyordu.

İslamcılık üzerine de çalışılıyordu.1995'te Eski ABD Büyükelçisi, CIA ajanı Abramoviç İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğanziyaret etti ve Erbakan'ın yerine RTE projesi başladı. O yıl, seçimlerde Refah Partisi % 21,4 ve 158 milletvekili ile birinci oldu. RAND Corporation ve ABD strateji merkezlerinin raporlarından: "ABD artık ANAP ve DYP gibi partilerle Türkiye'yi kontrol edemez, Refah Partisi'nin başına yenilikçi kanadın geçmesi, RTE'nin Başbakan, Abdullah Gül'ün de Dışişleri Bakanı olması halinde ABD Türkiye'yi kontrol altında tutmayı sürdürebilir."

Milli Güvenlik Kurulu'nun 28 Şubat 1997 kararları Batı karşıtı İslamcı Erbakan’ı tasfiye etti ama ters tepti, İslamcı hareketi mağduriyet üzerinden güçlendirdi. Ertesi yıl, ABD Başkonsolosu Caroline Hagins hapis cezası onanan RTE'yi ziyaret etti.

Türkiye Suriye’yi PKK’ya destek verdiği için 1998'de son kez uyardı. Esad Öcalan'ı Suriye'den gönderdi. Öcalan 1999'da, Kenya'da, Yunan Büyükelçiliğinden çıkarken yakalandı. O tarihlerde Fethullah Gülen ABD'ye kaçırıldı. 28 Şubat’ı kurgulayan akıl Gülen'i alırken Öcalan’ı vermişti.

2000 ve 2001 ekonomik krizleri AKP'nin iktidar yolunu açtı. 2003'te, ABD'nin İkinci Irak Savaşı İsrail'e ek olarak, Ortadoğu'daki ikinci Kürdistan karakolunun temellerni sağlamlaştırdı. Irak Süleymaniye Çuval Olayı ile, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni çökertme ve Irak Kürdistanı kurulma operasyonu başladı. RTE milletvekili seçildi, siyasi yasaklı ve yolsuzluk dosyaları hasır altı edildi, başbakan oldu. 2004'te, ABD Başkanı Bush Büyük Orta Doğu Projesinin (Doğu Sorununun üçüncü aşaması) eş başkanlığı görevini RTE'ye verdi. Demokratik, laik ve Müslüman Türkiye'de Müslüman Kardeşler kökenli AKP, Müslüman ülkeler için örnek olabilirdi.

2005'te, Suriye birlikleri BM kararı gereğince 29 yılın ardından Lübnan'dan çekildi. İsrail biraz daha rahatladı. Fethullah Gülen ABD’de konuştu:”Ulusalcı dalgayı aşacağız

2007'de, ABD'deki buluşmada, RTE, Bush'tan Ergenekon düğmesine basma talimatı aldı. 2009'da, sivil mahkemelere, barış zamanında, CMK 250 kapsamındaki 33 suçtan birini işlemeleri halinde asker kişileri soruşturma ve yargılama yetkisi verildi. Ertesi yıl, Anayasa değişiklikleri Halkoylaması ile, yargı tümüyle siyasal iktidar ve FETÖ emrine sokuldu. Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırıda, Emniyet içindeki Fethullahçı ekibe yardımcı olacak 35 üst düzey CIA-Pentagon yetkilisi Ankara'ya geldi, ABD Savunma İşbirliği Ofisi-ODC ile irtibatlı çalışmaya başladı. Sonra Yıldız Bürosu'na yerleşti. Ciddi bir sivil darbe başlıyordu.

2010'da Balyoz (2003 yılı, 1'inci Ordu Plan Semineri) sözde darbe planı, sahte belgelerle gündeme geldi. Ertesi yıl Erbakan vefat etti ve 28 Şubat soruşturması başladı. Sonraki yıllarda, Tunus, Mısır ve Suriye'de Arap Baharı operasyonları başladı. Malatya-Kürecik’te İsrail’i İran füzelerine karşı uyaracak ABD radarları kuruldu. Suriyeli diplomatlar ülkemizden sınır dışı edildi. Suriye RF-4E keşif uçağımızı düşürdü. İnternet andıcı soruşturmasında, eski Gnkur. Bşk. E Org İlker Başbuğ “Örgüt yöneticisi olmak ve darbeye teşebbüs” suçlamasıyla tutuklandı, Silivri cezaevi'ne götürüldü. BALYOZ davası kararı: 330 subay 20, 18, 16 yıl hapis.

Bu dönemde, ilginç biçimde FETÖ ve ABD'nin AKP’ye operasyonu başladı. Ortaklardan biri fazla olmaya başlamıştı.

2012'de İsrail önemli bir hamle yaptı. ABD desteği ile, NATO ortağı oldu, NATO merkezinde ofis açtı.

2013'te, Ümit Özdağ açıkladı: Davutoğlu, Irak ve Suriye kuzeyinin Kürtlerin kontrolünde bölünmesi ve Türkiye ile federal devlet çatısı altında birleşmesi senaryosu yazmıştı.

Gezi Parkı direnişi çevreci bir eylem olarak başladı, sonra hükümet karşıtı bütün legal ve illegal grupların 11 yıldır iktidar olan hükümeti istifaya zorlayan isyan hareketine dönüştü. İsyan Türkiye’nin çoğu şehirlerine sıçradı. Birbirine güvenmeyen Atatürkçü laikler, İslamcılar ve Kürtçüler ayrımı gün yüzüne çıkmıştı. Ergenekon davası kararı ile müebbet hapisler başladı.

Mısır’da ABD destekli darbe yapan Genelkurmay Başkanı Sisi, Müslüman Kardeşler kökenli Mursi'yi görevinden aldı.

Uçaklarımız sınır ihlali gerekçesiyle, Suriye helikopterini, sonra uçağını düşürdü. PKK, 2015'te, Türkiye’de “Devrimci halk savaşı ve özerklik ilan etti. 20 gün, şehirlerarası bir yolu kapattı, 2.Taktik Hava Kuvvet Karargahı kışla bayrağını indirtti, bölgenin PKK egemenliğinde olduğu mesajını iletti. Kandil (Karayılan) olayları tırmandırdı. Barzani askerleri, silahları, Kürdistan bayrakları ile Habur'dan girdi, Silopi, Cizre, Nusaybin, Suruç yoluyla Mürşitpınar sınır kapımızdan Suriye'ye, IŞİD kuşatmasındaki Kobani'ye yardıma geçtiler. 2015'te, Rusya Orta Doğu'ya muharip güç olarak girdi, Suriye’ye geldi. Ardından, Türk F-16’ları Suriye sınırında bir Rus savaş uçağını düşürdü.

2016'da, FETÖ askerleri hükümete 15 Temmuz Darbe girişiminde bulundu. Arkada ABD'nin olduğu açıktı. Suriye'de Fırat Kalkanı Operasyonu ile TSK ve Koalisyon Hava Kuvvetleri Cerablus bölgesinin IŞİD’den temizlenmesi amacıyla askeri harekâta başladı. Tank birlikleri Suriye sınırından girdi. Putin onay verdi. Suriye uçakları Türk askerine saldırdı. 3 şehit; 10 yaralı. Pentagon PKK'ya açıktan silah ve mühimmat vermeye başladı. Türkiye’de özyönetim ilanları, hendek savaşları, patlayan bombalar ABD’nin PKK’yı devletleşme aşamasına taşımasıydı.

2017'de, Kuzey Irak'ta Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin tek taraflı aldığı, Türkmen ve Arapların boykot ettiği, yüzde 72 katılımlı bağımsızlık referandumunda yüzde 91,83 evet dedi. Ama Türkiye'nin baskısı ile 1 ay sonra donduruldu.

RTE mesajı almıştı. Yahudi lobisi üzerinden ABD yönetimine kendini kabul ettirmek, Trump'ı İran üzerinden etkilemek için, Körfez gezisinde mesaj verdi: “Bölücü Fars milliyetçiliğiyle mücadele.RTE Kuzeydoğu Suriye’de ve Batı Irak’ta IŞİD’e en iyi alternatif bağımsız bir Sünni devleti kurmayı öne sürüyordu.

Ertesi yıl, ABD kimyasal silah kullanıldığı iddiasıyla, İngiltere ve Fransa ile Suriye'yi yüzden fazla füze ile vurdu. Doğu Sorununun 3. aşamasında önemli bir hamle daha yaptı: ABD Kudüs Büyükelçiliği açıldı. Türkiye'de yargılanan ABD'li casus rahip Brunson baskılar sonucunda serbest bırakıldı.

2019'da, ABD Temsilciler Meclisi “Ermeni Soykırımı’nı resmi olarak tanıyan” yasa tasarısını 11'e karşı 405 oyla onayladı. Suriye kuzeyinde PKK/YPG unsurlarına Barış Pınarı Harekâtı başladı. Suriye'de PYD/PKK'ya 65 bin kişilik ordu kurulması için, Pentagon bütçesine ek kaynak sağlandı. Trump, Suriye'de Kürtleri vurması durumunda, Türkiye'yi ekonomik yıkıma uğratacaklarını söyledi. RTE'ye "Daha önce de açıkça belirttiğim gibi, tekrar ediyorum, eğer Türkiye benim büyük ve eşsiz bilgeliğimle belirlediğim sınırlarına çıkmaya yönelik herhangi bir adım atarsa, Türkiye ekonomisini tamamen mahvedip, yok edeceğim. (Daha önce yaptım!) Türkiye, Avrupa ve diğerleri ile birlikte IŞİD savaşçıları ve ailelerine nezaret etmek zorunda. ABD IŞİD halifeliğini tamamen ele geçirme dahil kendisinden beklenebileceklerin çok daha fazlasını yerine getirdi. Bazıları çok zengin olan bölge ülkelerinin kendi bölgesini koruma vakti geldi. ABD muhteşemdir. Eğer bu işi doğru ve insani bir şekilde yaparsanız tarih de sizi iyi yazar. Eğer iyi şeyler olmazsa, sizi sonsuza dek hep bir şeytan olarak görürler. Sert adamı oynama. Aptallık etme! Seni sonra arayacağım" dedi. Suriye Demokratik Güçleri Komutanı Mazlum Kobani'nin Türkiye ile müzakere etmek istediğini ve bazı tavizler verme niyetinde olduğunu belirttiği mektubu da eklediğini ifade etti.

2020. ABD, İran Devrim Muhafızları Dış Operasyonlar birimi Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Irak'lı militan grubu Haşdi Şabi Komutan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis'i İHA saldırısıyla öldürdü. Kudüs Gücü iç savaşın başından beri binlerce askeri ve Lübnan Hizbullahı desteğiyle, Suriye'de Beşar Esad saflarında El Kaide ve IŞİD’e karşı savaşıyordu. Devrim muhafızları Suriye ve Irak’ta Haşdi Şabi ve Kataib Hizbullah gibi silahlı Şii gruplara destek veriyordu.

Trump S-400 ile ilgili, Türkiye'ye Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) paketini imzaladı, Türkiye F-35 programından çıkarıldı.

İsrail ile BAE ilişkileri normalleştirme için anlaştı. Benzer anlaşmayı Mısır (1979) ve Ürdün (1994) imzalamıştı. BAE üçüncü ülke oldu.

2021. ABD Başkanı Biden, 1915'te yaşananlara "soykırım" dedi. Sözde Ermeni soykırımı için, 30 ülke yasa, karar ya da bildiri yayınladı. HDP açıklaması: "Bu tarih, Ermeni Soykırımı’nın başladığı gün oldu. Ermeni halkı, binyıllardır yaşadığı anayurdundan sürülerek, büyük oranda katledildi. Anadolu Hristiyansızlaştırıldı. Soykırım neticesinde mülkiyet ve kültürel varlık kamu iradesiyle el değiştirdi. Türkiye Ermeni Soykırımı ile 106 yıldır yüzleşmedi. Yüzleşilmeyen suç bugünlere taşındı. Büyük suç cezasız kaldı, ayrımcılık ve nefret suçları sıradanlaştı."

2023. Hamas, Yahudi tatilinde, İsrail'e karadan, havadan, denizden sürpriz saldırı başlattı. Bazı general ve subayları tutsak aldı. İsrail'de 600 kişi öldü. İsrail "Demir Kılıçlar Operasyonu"nu başlattı. Orta Doğu yangınına benzin dökülmüştü.

2024'te, İsrail hava saldırısında İran'ın Şam konsolosluğu yıkıldı, çok sayıda diplomat, 2 general, 7 subay öldü. İran İsrail'e 200 İHA ve füze fırlattı. Muhalif güçler Şam’a girdi, Suriye'de Baas rejimi devrildi, Cumhurbaşkanı Beşar Esad Moskova'ya kaçtı.

2025. Öcalan'ın PKK'ya silah bırak ve örgütü feshet çağrısı sonrası Kandil ateşkes ilan etti. RTE kinci kez seçilen Trump ile görüştü, İmamoğlu operasyonunun önünü açtı.

İsrail İran'ın kritik hedeflerini ve isimlerini bombaladı. İran İsrail'i füzelerle vurdu. ABD doğrudan savaşa girdi. B-2 uçakları İran'daki Fordow, Natanz ve İsfahan nükleer tesislerine GBU-57 sığınak delici bombalar attı, ABD uzmanları İran'ın 10 nükleer silah için yeterli 400 kilogramdan fazla yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu gizli bir yere taşıdığına inanıyordu.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Batı Asya'da barışa yönelik "en büyük tehdit"in İsrail olduğunu belirterek, Suriye'deki çok sayıda askeri tesisi vuran İsrail hava saldırılarını kınadı.

Gelinen noktada, İsrail-ABD ikilisi, Irak'ta Kürdistan'ı kurdu. Gazze’yi temizledi. Hizbullah’ın üslendiği Lübnan’a saldırdı. Beyrut’un yarısını yerle bir etti. Türkiye’nin desteği ile Suriye’de Esad rejimini yıktırdı. Rusya ve İran’ı bölgeden attı. Suriye’nin güneyini işgal etti. YPG dışında, Suriye askerî gücünü yok etti. Şimdi İran’a saldırıyor.

İran konusu özel ilgyi hak ediyor. Artılar ve eksiler var...

Direniş Ekseni unsurları önemli ölçüde zayıflatıldı.

2024 seçimlerine yüzde 39 katılım, çoğunluğun dinci rejimi desteklemediğini gösterdi. Rejim İran’ın güvenliğinden çok, kendi oligarşik iktidarını korumak için savaşmaktadır.

İran-Suudi veya Şii-Sünni düşmanlığı Orta Doğu’da Filistin sorunu kadar önemlidir. İran, Irak'la savaş, Türkiye ve Afganistan (Taliban) yönetimiyle gerilim, ABD ambargosuyla tecrit gibi yoğun ve kritik 46 yıl yaşadı. Batısından ve Orta Doğu’dan kopuk bir doğulu ülke oldu. Ama Irak’ın bölünmesi ve Suriye iç savaşı, İran’a Rusya destekli bir Şii hilali oluşturma fırsatı verdi. Şii örgütleri en önemli elemanları oldu. Rus jetleri 2016'da İran'dan kalkarak Suriye’deki hedefleri vurmuştu. II. Dünya Savaşı’ndan bu yana İran üslerini ilk kez bir yabancı ülke kullanıyordu. Rusya ve İran Suriye'nin bölünmesini durdurmak istiyordu. Kuzey Suriye ve Kuzey Irak İran'ın kontrolüne verilecek ve bölge Arap dünyasının merkez üssü olacaktı. Olmadı. Rejimini çevresine ihraç edemedi, rejimini korumak ve savunmak zorunda kaldı.

Trump “zafer” ilan edip, güçlerini geri çekse bile İran büyük yara aldı. Komşulara atılan füzelerin tahribatı da, İran’ın Araplarla husumetini iyiden iyiye körükleyecek.

İran, Ceyşü’l Adl terör örgütünün Pakistan topraklarını kullanarak saldırılarını yürüttüğünü öne sürmekte, Pakistan’la diplomatik gerilimler yaşamaktadır. Sünni İslamcılık ile etnik Beluç milliyetçiliğini birleştiren örgüt, İran’ın en sorunlu bölgelerinden Sistan ve Belucistan’da devlet otoritesini zayıflatmaya çalışan unsurlar arasındadır.

Şii Tahran'ın diğer düşmanı Cihatçı Sünni IŞİD gizleniyor, devlet ve iç güvenlik zayıflarsa, IŞİD için fırsatlar doğabilir.

İran, ekonomik yükü gerekçe göstererek Afganları sınır dışı etmeye başlamıştı ve bazı Afganları İsrail adına casuslukla suçluyor.

Lübnan, İran'ın İsrail'e karşı kullandığı Hizbullah'ın askeri faaliyetlerini yasakladı, güvenlik rolünü yasa dışı saydı. Hizbullah Lübnan ordusu ile de çatışmaya zorlanabilir. Lübnan'da İsrail'in çıkarına olabilecek iç savaşı başlatabilir.

İran Riyali, Lübnan Pound’undan sonra dünyanın en çok değer kaybeden para birimi. Ülkede yıllardır süren kuraklık, rekor sıcaklıklar, az yağış ve onlarca yıllık kötü yönetim, İran'ı çevresel kırılmanın eşiğine getirdi.

2017'de, Suudi Arabistan ve BAE doğu sınırlarında yoğunlaşan nüfusun yüzde yetmiş beşi Şii olup, büyük çoğunluğu yoksuldu. Suudi Arabistan'da, Kuveyt sınırından Katarnırına uzanan Hasa bölgesi Şiilerden oluşuyordu. Petrol oradaydı ve iş gücünün yüzde yetmişi Şii idi. Sert Suudi Sünni Vahhabiliği Sünnilerin Hasa'ya göçünü yoğun biçimde teşvik ediyordu. Bahreyn Krallığı'nda iktidarda olan Sünni azınlık, İran tarafından desteklenen Şii çoğunluğu dizginlemeye çalışıyordu.

İran’ın tarihsel, kültürel birikimi önemli. Dünyadaki ilk 500 üniversiteden 5’i İran’da.

İsrail-ABD ikilisi muhalefeti cesaretlendirmek istiyor. Ama “İsrail-ABD uşağı” damgası ve küçük çocuklar dahil sivil zayiatlar onları durduruyor. İran 40 yıldır, uluslararası dengeleri kullanarak krizlerden çıkıyor. İran tüm yeteneklerini devreye sokmadı veya sokamadı. Örneğin, Yemen'deki Husiler Bab el-Mandeb Boğazı'nı kapatmadı. Bu zayıflık mı, yoksa uzun vadeli tırmanma stratejisi mi? Yakında anlaşılır.

İran 34 trilyon metreküp tahmin edilen, dünyanın en büyük kanıtlanmış doğal gaz rezervlerine sahip. AB'nin talebini on yıllarca karşılamaya yetecek. Avrupa, Rus gazına bağımlılığını azaltmak ve alternatif tedarikçiler için çabalıyor. Yeni İran bu denklemde yer alabilir.

Şah'ın sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi parlatılıyor. Sürgündeki İran Kraliyet Ailesi Yahudi bir damadı hanedan saflarına kattı. Prenses İman Pehlevi, Amerikalı teknoloji yatırımcısı Bradley Sherman ile Paris’te görkemli bir düğünle evlendi.

İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve bazı üst düzey yetkililerinin ortadan kaldırılmasına karşın, siyasi kaos yaşanmadı ve rejimi, Venezuela gibi, ABD ve İsrail'e sadık bir rejimle değiştirmek için, gençlik ve kadın eylemleri başarısız oldu.

Savaşın dördüncü haftası bitti. ABD, Vietnam'da, Irak’ta ve Afganistan’da yaşadığı çıkmazda, çatışmalarda üstün, ancak savaşı kaybedecek gibi. İran elindeki ucuz dronlarla, balistik füzelerle, ABD silahlı kuvvetlerine kök söktürüyor. İran “mozaik savunması” komutanların merkez emirlerine gerek duymadan ölüm-kalım savaşına devamı öngörüyor. İran'a karadan bir taarruz çok ciddi sorunlara yol açabilir.

Türkiye, İran’ın nükleer silah arayışlarının karşısında. İran’ın, toprak bütünlüğü ve rejimin devamından yana. Ancak, Irak ve Suriye örneklerinden sonra, askeri alanda zayıflamış ama nükleer silah üretme konusunda daha kararlı ve daha acımasız bir komşumuz olabilir. Düzensiz göç ve PKK-PJAK kaynaklı tehditler bizi sarsabilir. Enerji ve gıda sorunlarımız yanında enflasyon artabilir.

İran balistik füzeleri ve İHAları İsrail'e ek olarak Körfez ekonomilerini ve ABD’ye güveni vurdu. İran, İsrail'in sivil toplumuna odaklanıyor. Petrol ve doğalgaz fiyatlarının artması tüm ekonomileri vurdu. Enerji Savaşı başladı. Savaş bittikten sonra Hürmüz Boğazı için yeni kısıtlar gelebilir. Bölgede savaş hasarlarının onarımı yeni fırsatlar doğuracak. Avrupa'da zayıflık gözle görünür oldu, ama hala pastadan payını almayı umuyor.

Batı ve Rus medyasında "sırada Türkiye’nin olduğu" haber ve yorumları sızdırılıyor. İran Kürtlerini ayklandırma girişimi başarısız oldu. Şimdi, İsrail ile dostluk ilişkileri olan Azerbaycan'a, Ermenistan'a fiilen destek veren İran'a karşı kara kuvvetleriyle savaşa girmesi için baskı yapılıyor. Bakü-Ceyhan petrol boru hattına sabotaj olasılığı konuşuyor.

Doğu Sorununun üçüncü aşamasına Hristiyan Siyonizmi ve Büyük İsrail Projesi açısından bakmadan gelişmeleri doğru değerlendiremeyiz.

Şöyle demişlerdi: “Lozanda bunun yanınızda kalmayacağını söylemiştik. 100 yıl geçse bile unutmadık. Soğuk Savaş bitince eski defterleri açtık ve Türkleri cezalandırma zamanının geldiğine karar verdik. Bunun altyapısını zaten hazırlamıştık.”

ABD, 11 Eylül saldırısından sonra, Radikal Siyasal İslam ile mücadele için geliştirdiği Ilımlı İslam yaratma ve destekleme stratejisini terk etti. Radikal Siyasal İslam ile uzlaşmaya başladı. Afganistan’ı Taliban’a terk etti. Suriye’de, HTŞ’yi destekledi.

Trump ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin tutuklama emirlerinden kaçan Netanyahu arasında anlaşmazlık artıyor ama iktidardan düşmemek için her şeyi göze alacaklar. Aksi olursa yargılanacaklar. Yine de plan doğru işlerse, İsrail için alan temizliği yapılır. Gazze, Batı Şeria ve Golan işgali kabul edilir, Hizbullah çok zayıflatılır, Suriye'de, Fırat doğusunda PYD/YPG güçlenir.

Türkiye Fırat batısında tatmin edilir. İsrail lehine tarafsız politikalar sürer. Yahudi lobisinin gücüne boyun eğer. ABD kampına döner. Kürtçülük ve İslamcılık gündemden düşmez. Ekonomiyi ve gelir dağılımını düzeltemeyen, yolsuzluğu önleyemeyen AKP yönetimi, yargı sopasıyla CHP üzerindeki baskıları artırır. Bağımsız medya zaten tehdit altında. Meclis ve bürokrasi göstermelik. Demokrasi dünyada bile geriliyor. Sadece seçimlerde hatırlanıyor.

Çok güvenilen BRICS ve ŞİÖ, Küresel Güney'in dayanışmanın başarısızlığının acılı örneği oldu. Özellikle Çin, Rusya ve Hindistan İran'a beklenen desteği veremedi. Her biri Rusya-Ukrayna Savaşında olduğu gibi kendi çıkarlarına yoğunlaştı. BM, NATO, AB ve G-7 de aynı derecede başarısız.

Doğu Sorununun 3 aşaması, büyük mali gücü ve bunu manipüle ederek artırma yeteneği olan, Küresel Yağma Örgütü, Siyonizm ve Hristiyan Siyonizmi önderliğinde hızlanıyor. Ama önemli olan sürecin arzulanmasından çok gerçekleştirilmesidir. Bu kez başarılacak mı, yoksa dördüncü aşama için yeniden uykuya mı yatılacak? Gerileyen ABD'nin yarattığı jeopolitik kaos, yeni bir soğuk savaş mı başlatacak? Yoksa, dünya jeopolitiğine "Batı Sorunu-Western Question" diye yeni bir kavram mı yerleşecek?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder